Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Hikaye
İçinde Eylül Biriktiren Kadın
19 Temmuz 2011 Salı Saat 00:18
İstek üzerinedir...Hala içindeki Eylülleriyle hesaplaşamayan Eyyüp Azlal ve Abdurrahman Adıyan'a adanmıştır bu öyküm...





Eylül çağırıyor beni. her sene eylüller çağırır zaten. yine eylül gelir, saçlarımıza güz sarısı düşer. içimizin ılık meltemleri sevgiye ve hasrete kucak açmışken, sevgiyi bekleyen kollarımız, sadece sevgi arzulayan bedenlerimiz bizi beklerken, ayrılık çanları çalmasa da, eylül çağırır. eylül, ayrılığın ve hasretin bestelenmeyen senfonisidir.

Eylül geldi ve bizi yine yalnız yakaladı. "her mevsim üzerimden eylül gibi geçer" dedi kadın. saçları uzun ve kıvrım kıvrımdı. gözleri eylül eylüldü. bakışları eylülü konuşuyordu. duruşu eylül gibi, ağlayınca eylül dökülüyordu gözlerinden.

"Hep eylülü çağırırım, eylül çağırır beni. ben eylülsüz ne yaparım?" dedi kadın. bir kocası vardı kendisini bilmedik. hiç eylülden anlamaz bir adam. eylülü ve eylülün adımlarını bilmeyen bir adam nasıl olur, eylül olan bir kadına koca olur? hayret ederim. o adam hiç güz görmüş mü, bilmiyorum. yalnız yaz ve kışı olan bir memlekette eylül ne arar? ne arar adamın derinliklerinde sarı yaprakların hışırdayan sesi? eylülün ayrılık bestesi?

"Benim sende alınmamış bir eylülüm var" dedim kadına. çünkü ben ne eylülüller biriktirmiştim içimde. eylül seni de çağırınca tutup bir eylülümü sana verdim. bir eylül borcun var bana. kadın durup düşündü. benden aldığı hangi eylüldü? ilk eylüle yakalandığı sene olmasın mıydı? ya da benim eylülümü aldıktan sonra başına ayrılık rüzgarı değdiği zaman mıydı? hangi eylül insanı bu kadar uzaklaştırır? hangi eylül derinliklerde bu kadar eylül biriktirir? durdu ve düşündü: "bulamadım eylülünü. sana geri vermek için eylülünü bulamadım" dedi kadın. eylüller döküldü gözlerinden.

Adam doğruldu ve beklemedi. ben doğrulmadım ve bekledim. kadın da doğrulmadı ve bekledi. ben eylüllerimi ellerimde biriktirdim ve saçtım. kadın eylülümü almadı. o kadar çok eylülü vardı ki zaten. adam eylülün ne olduğunu bilmedi. bilmek istemedi belki. o, eylülü olmayan bir adamdı. eylülü olmayan adam eylüllerden ne anlardı? ben eylülümü saçtığım zaman o eylüllerime bakmadı bile. kadın eylüllerini içinde biriktirmeye devam etti.

 

"Senin bende kalmış bir eylülün var, ama bulamıyorum diğer eylüllerin içinde" dedi kadın. demek benim eylülümü kaybettin. benim ve senin olan eylülü nasıl kaybedersin diye tüm eylülleri çağırdım. "her eylül zaten senin ve benim eylülümüz değil mi? dedi kadın. durdum ve düşündüm: her eylül zaten bizim eylülümüzdü. her mevsim bizim için bir eylül değil miydi? o kadar çok eylül biriktirmiştik ki, içimiz dışımız eylüldü artık. her mevsimimiz eylül. her günümüz eylül. her saatimiz eylül. her anımız eylül hatta. ne kadar çoktu eylüllerimiz.

Sesim en uzak köşesine kadar gitti hayatının. sıkı bir dünya kuramı ile çepeçevre sarılmıştı düzen. kadın ve gül yapayalnız kalmıştı bu odada. kadın eylülleriyle başbaşa kalmıştı. eylüllerden anlamayan bir adam düşmüştü payına. ama o hep eylüller çağırıyordu. sanki beni çağırıyordu. benim eylüllerimi çağırıyordu. kimliksizdim. kendimin olan eylüllerimden başka bir varlığım yoktu ve ben eylülleri olan adam.. güz sarısı düşmüş saçlarımızla habire eylüller çoğalttık avuçlarımızda. içimizin en derin yarlarında eylüller biriktirdik. aklın üstünü dumanlar sardı ve hayaller büyüttük hafızamızda. kimimizin gülleri kanatıp durdu parmaklarımızı. kimimizin sesi duyulmaz oldu bahçelerden, kısıldı sesimiz. kimimiz yalancı baharlara kapılıp gitti, terketti eylülümüzü. kimimizin çoğaldı parası, pulu, azaldı eylülleri, yok oldu. kimimizin hiç eylülü olmadı, anlayamadı ellerimizde biriktirdiğimizi.Kadın: "bu eylülde gidiciyim" dedi. durdu ve düşündü. bu benim kendi eylülümdü. ona verdiğim eylülü bulmuştum. o da anlamıştı eylülümü. eylüllere artık tahammül edemediğini düşündüm. artık biriktiremediğini de. adam geldi ve "ey kadınım, sana koskoca bir nisan vadediyorum" dedi. kadın durdu ve ağladı. gözlerinden nice eylüller döküldü. içim eylüllerden bir ordu oldu kabardı. eylüllerimi salıverdim. kadın sadece gördü eylülleri, ellerini uzatmadı. artık o eylülleri toplamak istemiyor diye düşündüm. durdum ve düşündüm. "ey eylülleri içinde biriktiren kadın" diye haykırdım. "sen ki eylüllerin ne olduğunu bilirsin, içinde onca eylüller biriktirdin, sakın ola yalancı ve geçici heveslere kapılıp nisanlara kanmayasın". kadın durdu ve düşündü. "sana eylülünü geri vereceğim" dedi.

Adam doğruldu ve beklemedi. ben doğrulmadım ve bekledim. eylülümü bana geri verecekti kadın. bir eylülüm daha olacaktı yıllar öncesinden kalan. ve adam sözverdiği koskoca bir nisan almaya gitti. içinde hep eylül biriktiren kadın, her nisanın bahar olmadığını bilmiyordu. ama hiç eylülü olmayan adam biliyordu bunu. ben içimde eylüller biriktiren. ben biliyordum her mevsim bir eylüldür.

Eylülümü geri verir vermez, bütün eylülleri döküldü göğsünden kadının. gözlerinden hiç eylül akmaz oldu. tuttukları artık eylül değildi. konuştukları da. güz sarısı kıvrım kıvrım saçları artık kıvrım kıvrım değildi. eylülleri çağırmıyordu sesi. içinde eylül biriktiren kadın eylülsüz kalmıştı. kadın doğruldu ve beklemedi. gitti kadın, tüm eylülleri bana bıraktı. zaten "bu eylülde gidiciyim" demişti.

Ve gitti kadın, eylülleri kaldı.

Eylül çağırıyor beni. her mevsim eylül çağırıyor zaten. eylül gelir saçlarıma güz sarısı düşer. saçlarına güz sarısı düşen bir kadının beni beklediğini sanırım. ya da hep içinde eylüller biriktiren bir kadın beklerim.

müştehir karakaya

eylül'98

Bu yazı toplam 6244 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
18 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR