Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Röportaj
Prof.Dr. Ekinci ile Urfa ve Kitabı Konuştuk
08 Ocak 2013 Salı Saat 20:10
Urfa'nın sosyokültürel tarihi ve yapısı üzerine 1992 yılından beri çalışmalar yapan Prof. Dr. Abdullah Ekinci, Urfa'nın hafızası diyebileceğimiz hatırı sayılır bir arşiv ve bilgiye sahiptir





Urfa'nın sosyokültürel tarihi ve yapısı üzerine 1992 yılından beri çalışmalar yapan Prof. Dr. Abdullah Ekinci, bu alanda Urfa'nın hafızası diyebileceğimiz hatırı sayılır bir arşiv ve bilgiye sahiptir. Biz Urfa'nın kitap okuma ve bilgi birikimine yönelik hocamızla bir söyleşi yaptık.
Biz, hocamızın Urfa arşivinde Urfa'daki kitap ve kütüphaneye dair bazı sorular sorduk.

Eyyüp Azlal: Hocam Urfa'daki Kütüphanelerin kapasitesi ile Urfa'daki okuma alışkanlığı hakkındaki görüşlerinizi bizlerle paylaşır mısınız?


Urfa, bir Bilim Tarihi Müzesini hak eden tek şehirdir.
Prof. Dr. Abdullah Ekinci:
Kütüphaneler bilgilenme ihtiyacını karşılaması gerekir. Urfa'daki hangi kütüphane kentin tüm katmanların bilgilenme ihtiyacını karşıladığını söyleyebiliriz. Kütüphaneyle ilgili olarak bizdeki algı, sadece ilköğretim ile ortaöğretim öğrencilerin yıllık ödevlerinin şimdiki adı performans ödevlerinin yapılmasına yardımcı olan mekânlar olmasıdır. Bu sınırı aşan kütüphanemizde yok, konuyla ilgili kültürel bir alt yapımızda söz konusu değildir.
Bizdeki kütüphanecilik sadece üç beş öğrenciye günlük ihtiyaçların yüzeysel bir şekilde tedarik edilmesidir. Bilgi toplumunda, bireyler bilgi tüketicileridir. Farklı kaynaklardan bilgiye ulaşma imkânı sağlanmalıdır. Bilgiyi etkin kullanma becerileri kazandırmak gerekir. Bilgi okuryazarlığı, bilgi tüketimi ve bilgi ortamlarını çeşitlendirmekle mümkündür. Haftanın bir gününde müzik dinletileri, edebiyat ve şiir akşamları düzenlenmelidir. Okuma etkinlikleri, okumaya dair sohbetler yapılmalıdır. Yeni yayınlar okuyucuya kazandırmalıdır. Bu becerilerin kazandırılmasında öncelikli sorumluluk, şehrin kültür merkezlerindedir. Bunların başında da şehir kütüphaneleri, müzeler, kitapçı dükkânları, ilk-orta öğretim ve üniversite gibi kurumlar gelir. Bu anlamda Urfa'da bilgi tüketimini sağlayan bir ortamın varlığından söz etmek mümkün değildir. Hiç düşündünüz mü, neden Urfa da kitapçılar çarşısı yok. Okuma kültürü ancak okul, aile ve çevreyle aşılanabilir. "Şanlıurfa Okuyor" la kitap aşinalığı kazanılmaz. Kitap okumak, sınavlarda başarılı olmak, kentte okuma oranını yükseltme; baskıyla, notla, resmi kurumlarda kütüphaneler oluşturmakla, broşürle olamayacağının en güzel kanıtı, Urfa'nın okuma seviyesidir. Bu kültür daha çok çevre ve görme alışkanlığıyla ilgili olsa gerek. Kitap fuarları, kitap çarşılarıyla tanışmayan bir kentin okuma alışkanlığından bahsetmesi mümkün değildir.

Urfa "Bilge Şehir" dir
Eyyüp Azlal:
Geçmişle bugünü karşılaştıracak olursak Urfa'nın kitaba ve kütüphaneye ilgisini nasıl görüyorsunuz.

Prof. Dr. Abdullah Ekinci: Urfa'da bilginin geçmişle bağlantısı kesilmiştir. Bu anlamda Urfa, dalından kopup akıbetini rüzgârın tayin ettiği yaprağa benzer. Rüzgâr nereye savurursa oraya savrulmaktadır. Urfa'da bilgi yurtsuz, vatansız kalmıştır. Urfa'nın en büyük handikabı, medeniyetle bağlarını kesmiş olmasıdır. Urfa, kurmuş olduğu uygarlığın heba olmasına göz yummuştur. Tüm birikiminin yozlaşmasına kayıtsız kalmıştır. "Bilge Şehir" yozlaşmış bir geleneklerle köksüzleşmiştir. Bu durum kentin en büyük yarasıdır.
Mevcut duruma gelince, içler acısıdır. Şehirdeki kütüphane ve eğitim kurumları, geçmişin muazzam birikimine ev sahipliği yapmaktan uzaktır. Ev sahipliğin ötesinde onu bilmek ve kavramaktan bile acizdir. Kâinat boşluk kabul etmez, bilginin yerini müzik ve yemek gibi yeni bir yaşam felsefesi doldurmuştur. Bu yeni yaşam felsefesinin baş aktörleri, yemek ve eğlencedir. Hâlbuki eğlence aklın en az çalıştığı evredir.
Geçmişin bilge şehrinin ana damarı kitap ve okumak idi. O'na hayat veren damardı… Bu birikim, ikinci bir Nuh Tufanı görmüştür. Tufanla o muazzam birikim buharlaşmıştır… Kentin bilgeliğini buharlaştıran tufanın adı, folklordur, eğlencedir. Eğlence veya folklorik unsurlar yozlaşmayı dinamitler, üretimi engeller, eğlenmeyi ana hedef kılar, okumakla ve üretmekle kazanılan zekâ kıvılcımlarını köreltir. Eğlence anı yaşamayı hedefler, dün ve yarına dair bir kaygısı yoktur. Geçmişle bağınızı kestiği gibi geleceğe yönelik çabaları da anlamsız kılar.

Urfa bir tarih meleğidir, bir uygarlık meleğidir…

Eyyüp Azlal: Hocam, "Urfa'da bilginin geçmişle bağlantısı kesilmiştir" dediniz. Bunu biraz açabilir misiniz?

Prof. Dr. Abdullah Ekinci: Şehir, bünyesinde barındırdıklarından ruh alır ve canlanır. Yaşayanlar şehrin ruhunu diri tutar ve canlandırır. Urfa, bir tarih meleğidir, bir uygarlık meleğidir… Urfa'da geçmişte yirmi küsur medrese vardı. Bu medreselerin yanında aynı zamanda kütüphaneler vardı. Bu durum 18 ve 19. Yüzyıllar için geçerlidir. Daha önceki dönemler için durum daha da ilginçtir. Harran'daki okula bir hoca davet edildiğinde aynı zamanda Harran'a bir kütüphanede getirtilmiş olunurdu. Çünkü hoca Harran'a gelirken beraberinde kitaplarını develere yükler ve medreseye kitapların yüklü olduğu kervanla gelirdi. Geçmişte medreselerin ünleri hocaların bilgi ve kitap zenginlikleriyle paralel gitmiştir.
Bugün Dünyanın en köklü üniversitelerinden Oxford'u Oxford yapan nedir? Tarihi 8. yüzyıla kadar uzanan bu şehirde; Bodleian, Hooke, Sackler kütüphaneleriyle ile Radcliffe Bilim Kütüphanesi; Ashmolean sanat ve tarih müzesi, Pitt Rivers antropoloji ve arkeoloji müzesi, Oxford Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi ve Bilim Tarihi Müzesinin olmasıdır.
Şimdi düşünün Harran Okulu ile Urfa Okulunun mensuplarının bilim dünyasına kazandırdıklarını… Mevcut uygarlığın kıvılcımlarını onlar yakmışlardı. Mevcut teknolojinin ilk tuğlalarını onlar döşemişti. Uygarlığı inşa eden bilim ve düşünce adamlarının rol model olması gerekir. Onları somutlaştırmak gerekmektedir. Geçmişin birikimini "Bilim Müzesi" aracılığıyla topluma aktarmak zorundayız.
Bu yüzden Urfa, bir Bilim Tarihi Müzesini hak eden tek şehirdir.
Simplicius'tan, Sabit b. Kurre, Bettani, Haccac b. Matar, İbn Teymiyye ve Nâbî'ye kadar uzanan sürecin hangi halkasını enine boyuna bilmekteyiz veya onların çalışmalarını günümüze taşıyacak bir bilim müzesine sahibiz. Yüzlerce bilim ve teoloji adamı bu topraklarda yeşermiş, bu topraklardan beslenmişlerdir. Bunların eserlerini ve icatlarını sergileyen bir müzeyi Urfa hak etmiyorsa Türkiye'de başka hiçbir kent hak etmiyordur. Bu topraklar geçmişte bilimin başşehri olmuştur. Bilimin, düşüncenin lokomotifi olan bu şehir, kendi ürünlerini sergilemekten acizdir. Urfalı, Harranlı bilim insanlarının yazdıkları eserler çoğu yazma ve dünyanın farklı coğrafyalarında kütüphanelerin tozlu raflarında durmaktadır. Birkaç yıl önce Tubitak'a bir proje sunduk. Harranlı âlimlerin yazmış oldukları eserleri toplayıp onlar hakkında tanıtıcı bilgilendirme notlarıyla Harran Üniversitemizin kütüphanesinde sergilemeyi hedefledik. Fakat sonuç olumsuz çıktı. Çünkü ülkemizde bilimin geçmişle bağlantısı, sadece Avrupa'daki aydınlanmayla başlar ve modern bilim sadece ithal edebildiklerimizden ibarettir.
Hâlbuki 10. Yüzyılda yaşayan İbn Heysem olmasaydı Newton'da Einstein'da olmazdı. Bilime, İbn Heysem'in, İbn Sina'ın, Haccac b. Matar'ın kazandırdıkları önemli değil midir? Batı onların eserlerini 16. Yüzyıla kadar 17 defa matbaada bastırırken, son dönemlere kadar bu eserler yazma olarak kütüphanelerimizde kaderlerine terk edildi.
Urfa geçmişte bir devlet tecrübesine (Osrohoene Krallığı) sahip olmuş, Emevi, Abbasi, Zengi, Eyyübî, Memlük Osmanlı dönemlerinde önemli bir kültür merkezi olmuştur. Urfa'da yetişen yüzlerce ilim adamlarının yüzlerce eser ve icatları bulunmaktadır. Urfa, "Bilge Şehir"dir. Bu nedenle "Bilge şehir"de bu eser ve icatların sergilendiği "Bilim Tarihi Müzesi" açılmalıdır. Bu, hem Urfa'da bilginin geçmişle bağlantısını sağlayacak hem de geleceğe dair bir ümidin de aşılanmasına kaynaklık edecektir. Modern dünyanın önemli kaygılarından olan turizmin de canlanmasına neden olacaktır.
Geçmişle bağlantımız sadece Harran Okulu ile Urfa Okulunun mensuplarının yazdıkları ve icatlarıyla sınırlı değildir. Urfa gibi köklü hafızası olan şehirler zengin arşiv belgelerine de sahiptir. Bugün 300'ün üzerinde Urfa'dan Konya Yazma eserler kütüphanesine giden yazma eserimiz mevcuttur. Başka kütüphane ve arşivlerde de eser ve belgeler mevcuttur. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Osmanlı Arşivleriyle Cumhuriyet Arşivleri, Şam'daki arşiv malzemeleri, Vakıflar Genel Müdürlüğündeki belgelerle Genel Kurmay arşivinde de Urfa'ya dair belgeler yer almaktadır.
Urfa bu birikimiyle "Bilim Tarihi Müzesi" ile "Yazma Eserler Müzesi"ne ev sahipliği yapacak arka plana sahip bir kenttir.
Bunun yolu da geçmiş birikiminin farkına varmadan geçer.
"Bilim Tarihi Müzesi" bunun ilk adımı olabilir.
Teşekkürler sayın hocam.

Bu yazı toplam 6311 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
7 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR