Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Düşünce
HURUFİLİK ÜZERİNE
17 Kasım 2012 Cumartesi Saat 15:03
Hurufilik üzerinde Doç. Dr. Seadet Şıhıyeva'nın bir yazısını siz değerli okurlarımızla paykaşıyoruz...





Birtakım yönleriyle Şüubiyye harekatının farklı fikri ortamda tezahürü saydığımız Hurufilikte etnik mübarezenin varoluşu temel Hurufilik kaynaklarında net ifadesini bulmuştur. Söz konusu kaynaklarda bu etnik sorun hem Arap, Fars ve Türk dillerinin statüsü, özellikle de Tanrısal gerçeklerin algılanması ve beyanında bu dillerden hangisinin daha uygunluğu konusundaki tartışmalarda, hem de kendi eserlerini kaleme alırken tercih ettikleri dil vs. de gözlemlenmektedir. Örneğin; Hurufilik kaynaklarından “Şamilname”den Hurufilerin Türk ve Fars dillerini karşılaştırması ve bu hususta tartışmalar yaptığı belli olmaktadır. Amir Giyaseddin Muhammed’e ait bu eserde hatırat tarzında yer verilen tartışmalardan bilindiği üzere, Fars kökenliler İlahî gerçeklerin Arapça ve Farsça söylenmesinin uygunluğunu, Türkçenin ve alfabesinin töreme olduğunu iddia etmiş, bundan dolayı diğer dillerin, aynı zamanda Türkçenın ortadan kaldırılmasının doğru olacağını belirtmiş ve kanıtlarında “Cennet ehlinin dili Arapça ve Deri Farsçasıdır” hadisine dayanmışlardır. Oysa Türk kökenli Hurufiler onların bu iddiasına karşı çıkarak kesinlikle Türk dilini savunmuşlardır. Tartışmalardan birinin Teymuri Uluğ Beyin meclisinde, ikincisinin Bağdad yakınlığındaki Bağ-ı Kubâ’da olması Hurufi kaynaklarından bilinmektedir.

XV. yy’dan itibaren Hurufilik tercüme edebiyatının, şerhçiliğinin oluşumu ve gelişimi, Fazlullah’ın “Cavidanname”sinin Firişteoğlu (“İşkname”) ve Derviş Murteza (“Dürr-i yetim”) tarafından Türkçeye çevirisi, diğer Hurufilik kaynaklarından “Habname”, “Muhabbetname” vs. nin tercümeleri, Anadolu’da Hurufiliğe ait Türkçe eserlerin kaleme alınması çeşitli düşüncelerden kaynaklanmaktaydı. Bir yandan Hurufilik temsilcileri çeviriler ve orijinal Hurufilik eserleriyle bu tarikata özgü görüşleri yaygınlaştırırken, diğer bir yandan, Kurandaki “Biz, her peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın” (“İbrahim”, 4) ayetinden hareketle milli dillerde yazmaya önem veriyor, sonuç itibariyle Türkçenin Arapça ve Farsça kadar Tanrısal gerçeklerin ifadesinde olanaklarının genişliğini ve söz konusu dillerle aynı düzeyde olduğunu dolaylı sergilemiş oluyorlardı. Sonuçta Türkçeye çeviriler ve orijinal risaleleri kaleme almakla Hurufiler Türkçe dini, felsefi ve edebi üslubun gelişiminde de şuurlu şekilde mühim bir hizmette bulunmuşlardır.

devamı için tıklayınız

http://www.edebiyatmezunlari.com/author_article_detail.php?article_id=86

Bu yazı toplam 5672 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
14 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR