Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eyyüp Azlal
eyyupazlal@hotmail.com
Yazar Olmak İstiyorum Hem de Çabuk
19 Eylül 2018 Çarşamba Saat 00:28
Yazar olmak veya yazarlık kavramı günümüzde suiistimal edilen kavramların başında geliyor. Yazmayı bırakıp tuşladığımızda hatta tuşlamayı da bırakıp ekran görüntüsü marifetiyle bir şey paylaştığımızda bütün bunların adı yazarlık olup çıkıyor karşımıza. Bunda belki de modern çağın edebiyatımızda kullanılan diğer kelime ve kavramları kullanım dışına itmesiyle alakalı olabilir. Bu gün muhabir, muharrir, münekkit, müellif gibi kelimeleri ya ilk defa duyuyoruz ya da duymuş ama anlamlarını karıştırıyoruz. Buna direnen direnç gösteren yazarlarımız da vardır elbette. Ama bir süre sonra onlar ekran görüntüsü almasa da oluşturdukları metnin çıktısını almak için bilgisayar ekranının başına geçiyorlar. Şurası da bir gerçektir ki bir metin için bilgi toplama, bilgiyi sıralama, bilgiyi gruplandırma ve sınıflandırma safhaları bir yazar için zahmetli olmaktan çıkmış. Böylece yazar olmak Bir yazar için iç derinlik, duygu ve hayali bilgisayarlar yardımıyla öne çıkarma günümüzde çok kolay olmuştur. Hatta bu üç ögeyi istenilen yerlere yerleştirme hususu da çok kolaylaşmıştır. Bu nedenledir ki yazarlar “kes- kopyala-yapıştır” eleştirisi ile karşı karşıya kalabiliyorlar. Ele alınan bir metnin gerçekten o yazara mı ait yoksa “kes-kopyala-yapıştır” olduğunu belirleyen bir takım ölçütler vardır. Özgünlük ve birikim bu ölçütlerin başında geliyor. Tabii ki yazarlığa başlarken taklit ve öykünme bu işin başında geliyor. Şöyle bir örnek vermek gerekirse meramımız iyi anlaşılacak gibi. Unutulmamalıdır ki hiçbir zaman sporcular özellikle futbolcular antrenman elbiseleriyle (eşofmanlarıyla) takımlarının lig maçlarına çıkmamışlardır. Hal böyleyken yazar adayı da elinde çiziktirip yazdıklarını edebî bir ortamda (gazete, dergi, web portalı, web blog, sosyal medya) yayınlamamalı. Gerçek anlamda yazar olmuş artık antrenman elbisesini çıkarmış olanlar için aktüalite(güncellik) söz konusu değildir. Ama yazar olmak istiyorum hem de çabuk diyenlerin tek derdi aktüalite yani güncelliktir. Bu nedenle bunlara tiwittır yazarı ya da feysbuk denilmektedir. Bunlarda ünlü bir yazar olma hevesi ve hırsı da söz konusudur. Bu yüzden çoğu “kes, kopyala, yapıştır” eyleminin peşindedir. Peki, yazar olmak için edebiyat mı okumak lazım. Edebiyat fakültesine mi gitmek gerekir? Bu sorumuza hikâyeleriyle tanıdığımız yazar Sevinç Çokum’un ilginç bir cevabı ve ilginç bir hatırası var. Türk Edebiyatı Dergisinin Ağustos 2018 tarihli sayısında kendisiyle yapılan bir söyleşide şöyle der: “Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü siz de takdir edersiniz ki yazar yetiştirme okulu değildir. Hocaların “Acaba bunların içinde yazarlığa hevesli, kalemi kuvvetli yetenekli gençler var mıdır?” gibisinden meraklarının olduğunu sanmıyorum. Bununla ilgili kıyıdan, köşeden bir şeyler yazan gençlere “getirin bakayım, neler yazıyorsunuz? Belki içinizden yazarlar çıkacaktır.” Diye kaygıları olmamıştır sanırım. Sonuç olarak yazar olmak için Türkoloji (Edebiyat) bitirmiş olmak gerekmiyor. Bana göre yazarlık, bir ömrü ona verirseniz yazarlıktır. Yazarlık bir ömürdür, bir fantezi değildir. Hem para kazanayım hem şu işi yapayım hem de romanlar hikâyeler yazayım derseniz, yok öyle kolaylık.” Yine dergide Yazar Sevinç Çokum’a yöneltilen bir yazarı yazar olmaya iten dürtü nasıl oluşur sorusuna da yazar tarafından şu cevap münasip görülmüş: “Birikim… Yazarlık bir birikim sonucu oluşur, bir şeyi tarif etmeniz için onu yaşamanız gerek. Bazen “ben yazar olmak istiyorum, ne yapmam lazım?” diye mektup yazıp gönderen genç insanlar oluyor. İstemekle olmuyor, oysaki birçok hevesli vardır; fakat yazacak kişiler, roller, olaylar nerede? Sen istiyorsun ama malzemen hazır değil; ortada yok hatta. Üzüm bağlarından bahsedeceksin diyelim, hayatında üzüm bağı görmemişsin. Seyirci, sinemadaki yanlışı nasıl unutmazsa okuyucu da üzüm bağı demenizle yetinmeyi kabullenmez. İlle bir bağ şekillenmelidir gözünde.” Son söz olarak şunu söyleyebiliriz. Kıymetli yazarımız Sevinç Çokum’un da ifade ettiği gibi yazarlığın ne bir okulu var ne de bir yöntemi. Sadece bunun için kişinin içinde bir kıvılcımın oluşması ve sonrasında kor bir ateşin vücuda gelmesi yeterlidir. Bu nedenle “Yazar olmak istiyorum hem de çabuk” diyenler bence çabuk yapılan başka işe yönelsinler.
Bu yazı toplam 326 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
31 Kişi Online
SİTE ANKET
Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok İyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
DÜNÜN MANŞETLERi
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR